The Secret World
The Secret World, bütün gizemiyle sizleri bekliyor.
Cadıların bütün sırları ortaya çıkacak! Hadi Durma Sen de Katıl Aramıza!



 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sanuére Laxell

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Sanuére Venice Coeus



Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 22/05/10
Yaş : 22

MesajKonu: Sanuére Laxell   C.tesi Mayıs 22, 2010 5:59 pm

Tanrının seni istememesi,yanına almaması nasıl bir duygu?Ölümsüzlük olarak adlandırılıyor bu toplum içerisinde.Birçok kişi buna sahip olmak için elinden geleni yapıyor.Peki ölümsüzlük bu kadar iyi mi?Tüm sevdiklerin,eşin,çocuğun ve belki de torunun göç ederken senin dünyaya kazık çakman...

15 Mayıs 1876
Bir gözünü açtı yavaşça.Loş,karanlık odasındaki yatağında öylece yatıyordu.Her zaman yanı başında duran gaz lambasına gitti eli.Yakmayı denedi.Birkaç kez daha deneyip yine başarısız olunca yatağının üzerine öylece atıp ayağa kalktı.Hiçbir şeyi görememesine sebep olan karanlık onu daima korkuturdu.Karanlık ona göre hiçlik,çaresizlik ve hatta ölümdü.Odasından çıkıp mutfağa doğru minik adımlarla yürüdü.El yordamıyla bir tezgaha dizilmiş cam bardaklardan birini aldı ve musluktan doldurup kana kana içti.
Son yudumunu almıştı ki pencerenin dışından gelen korkunç bir ses onu korkutmuş,suyun boğazına kaçmasına sebep olmuştu.Birkaç kez öksürdükten sonra bağazını temizleyerek pencerenin ötesine baktı.Çok değil yanlızca birkaç metre ötede ağaçların arasında cılız,minik bir ışık parlıyordu.Önce bunun komşuların gaz lambaları olduğunu düşündü;ancak çok geçmeden ışık kendisine doğru büyümeye ve parlaklaşmaya başlayınca bunun basit bir gaz lambası olmadığının kanısına vardı.Tiz bir ses çıktı ardından.Daha iyi bakmak için pencerenin daha yakınına geldi.Tam o sırada büyük bir gürültü ile genişledi ışık.Pencereyi,duvarları aşıp ona ulaştı.Camlar ve taşlar her yere dağıldı.En son hissettiği bağrına saplanan cam parçasıydı.

1896


1906


26 Şubat 1926
Gözleri aralandı yavaşça.Sanki aylardır,yıllardır uyuyormuşçasına derin bir uyku mayhoşluğu vardı üzerinde.Yavaşça doğrulmaya çalıştı,kafası bir yere çarptı.Bir an ne olduğuna anlam veremedi.Eliyle yokladı etrafı ;çünkü ortam yine kap karanlıktı.Sanki küçücük bir kutuya sıkışmıştı.Kısıtlı hareket edebiliyordu.Sonra bağırmaya başladı.Etrafta ona yardım edebilecek birileri olmalıydı.Mutlaka sesini duyarlar ve onu kurtarırlardı.
Günler geçtikça çabalarının boşa olduğunu fark etti.Günlerce hiçbir şey yemedi ama açlık duygusunu bir dirhem bile hissetmedi.Günlerce bağırdı ama;sesi hiç kısılmadı.Günlerce yumrukladı tahtaları ;ama tek bir kan damlamadı elinden.
İki hafta geçmişti ki birkaç ses duydu dışarıdan.Bir umutla haykırdı,bağırdı çağırdı;ama tek bir sonuç elde edemedi.Bundan birkaç gün sonra büyük bir gürültü koptu dışarıda.Sonra birkaç matkap,kürek sesi.Ardından kutunun tahtalarında çekiç darbelerini hissetti.Kutu yavaş yavaş kırılıyor,güneş ışıkları bulduğu en küçük delikten içeri giriyordu.Birkaç darbe sonra kutu tamamen açıldı.
Masmavi gökyüzü ve güneş günlerden sonra gülümsüyordu şimdi ona ve sadece birkaç metre ötede bir düzine insan ellerini ağızlarına götürmüş şaşkın bakışlarla ona bakıyordu.
Mutlulukla ayağa kalkıp onu inceleyen insanlara doğru yürüdü.İnsanlar sanki bir canavarmış gibi ondan uzaklaşmaya çalışıyorlardı."Biri bana neler olduğunu açıklayabilir mi?" dedi merakla.Hiçkimseden tek bir çıt çıkmıyodu.En önde yaşlı bir kadın ona meraklı gözlerle bakıyordu.Sanki bir şey söyleyecekmiş gibi ağzını açıyor ama sonra vaz geçip kapıyordu.
"Baba!" dedi çığlık atarcasına."Sen nasıl?" dedi tereddütle."Lucy!Bu sen misin?Sen yaşlanmışsın.Bu...bu nasıl oldu?" diye bağırdı kıza."Altmış yıl geçti baba.Sen altmış yıl önce öldün."

03 Ağustos 1946
Kızının ölümünden on yıl geçmişti;ama o hala aynı yaştaydı.Şimdi torunu ondan neredeyse on yaş büyüktü.Hayatında yeni insanlar vardı.Yeniden aşık olmuştu.Bu kız kendisinden yanlızca birkaç yaş küçük bir gazeteciydi.Birbirlerini gerçekten seviyorlardı ancak tek bir sorun vardı.Kız her insan gibi yaşlanıyordu ;ama Tanrı onu hala yanında istemiyordu.

30 Temmuz 1966

Mutlu geçen yıllardan sonra evlenmeye karar verdiler.Artık karısı ondan on beş yaş büyüktü ve çocukları hızla büyüyorlardı;ancak Tanrı onu hala yanında istemiyordu.Dünyaya kazık çakmış gibi görünüyordu.Yıllar geçtikçe karısının yaşlanmasını sorun haline getirdi.İlk karısı ölmüştü,kızı ölmüştü ve torunu da iyice yaşlanıyordu.Peki ya biricik sevgilisi ölürse yaşamanın bir anlamı kalır mıydı?Belki yeni ilişkiler kurardı.Peki ya kıyamet gelir de çatarsa ne olurdu.Her şey yok olurken o film gibi izleyecek miydı?

17 Aralık 2006

Torunu yıllar önce ölmüş,şimdi karısı da yaşamını dolu dolu yaşamış doksan beş yaşında yanı başındaki küçük yatakta yatıyordu.Onu hiçbir zaman bırakmamıştı.Günlerdir elinden yanından ayrılmıyordu.Belki çoktan ölmüştü karısı ;ama o bırakmak istemiyordu biricik sevgilisinin elini.Sanki bırakırsa uçacaktı küçük bir kuş gibi.Gözünden bir damla yaş döküldü sonra ayağa kalkıp pencereye doğru yürüdü.Hemen dışarıda ağaçların arkasında cılız bir ışık kendisine doğru geliyordu."Şu lanet ölümsüzlülüğü verdiğin gibi al!Artık ölmek istiyorum!" diye bağırdı.
Ardından ışık büyük bir gürültüyle genişledi.En son hissettiği bağrına saplanan cam parçasıydı.Yıllardır hissetmediği acı duygusunu tatmış ve mutlu olmuş bir şekilde karısının yanı başına yığıldı.



Başka bir sitede yaptığım bir Rp ^^ Araştırabilirsiniz Arda deyin tanırlar. Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alexander Bedwyr Coeus

avatar

Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 23/04/10

MesajKonu: Geri: Sanuére Laxell   C.tesi Mayıs 22, 2010 6:06 pm

85

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sanuére Laxell
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Secret World :: KARANLIK MAHZEN-
Buraya geçin: