The Secret World
The Secret World, bütün gizemiyle sizleri bekliyor.
Cadıların bütün sırları ortaya çıkacak! Hadi Durma Sen de Katıl Aramıza!



 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Cyril.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cyril Xyre
Psödo Cadı
avatar

Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 02/05/10

MesajKonu: Cyril.   Paz Mayıs 02, 2010 7:05 pm


    Sessizliğin senfonisine eşlik eden, bu eşsiz çığlıklardı aslında varoluş sebebi... Aylarca içinde büyüttüğü yaratığın ne olduğundan habersiz, aptalca bir mutluluktu sahip olduğu. Acı vericiydi de. Ağustos ayının bu cehennem sıcağı gecesinde, sessizliği yırtıp geçen bir çığlıktı onunki. Ardından bir nefes sesi, zorla da olsa minik kalp atışları duyulabiliyordu bu yaratığın. O an annenin yüzündeki gülümseme, en sonunda yaptım, diyordu. Bütün itirazlara rağmen, başardım. Son nefesini verirken, doğumdan kalma terler, dar alnında kavisler çizmektedi halen.
    Babasız ve annesiz bir çocuk, bir yaratıktı o. İnsanlığı yıkıcı bir sona sürükleyebilecek bir varlık. Kimse dünyaya neyin ayak basmak üzere olduğunu bilmiyordu, bebeğin anneannesi dışında. Kızına çocuğunu doğurmaması için yalvarmış, rüşvet vermiş ve tehdit etmişti. Ancak deli bir yaşlı kadına öz kızı bile inanmazdı. Aylar önce, annesinin karnındayken, babasının ölümüne neden olmuştu ve doğarakta annesinin. İblisin en adi oyunlarından biriydi bu. Kendi çocuğunu insan bedenine hapsetmek, kan ve şehvetle yıkadığı bu bedenlerle, insanlığı kandırarak yok etmek. Duygusuz bir bedendi o, sadece bir beden. İlk kurbanı, doğumundan 3 sene sonra, bulunduğu yetimhanenin hizmetlilerinden biri olmuştu.
    Sarah Hanas, otuzlu yaşlarda, küçük erkek çocuklarına sapıkça şeyler yaptırmaktan zevk alan bir kadındı. Evli değildi ve Blaise onu öldürürken, bir daha hiç evlenemeyeceğini düşündü. Sadece bir an bile olsa, insani düşünceler kaplamıştı benliğini. Ardından da kurbanının geçirdiği susuzluğu. O gece Sarah her zamanki gibi çocukları kontrol ediyordu. Blaise yatmamıştı ve bunu farkettiğinde bu soğuk çocukla bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı. Onu alıp arka bahçeden, ıssız bir çıkmaz sokağa götürdü. Blaise onu her gördüğünde bir annenin de böyle olup olmadığını merak ediyordu. Azgın bir anne.

    Kim ve ne olduğunu on beş yaşındayken kavrayabilmişti. Artık tek amacı gizlenmek ve avlanmaktı. Hiçbir zaman sahip olmadığı çocukluk dönemi geride kalmıştı. Bu susuzluğunun yanında başka istekleri de kendilerini belli etmeye başlamıştı artık. Kurbanlarının çoğu dişiydi. Çoğunlukla genç kızları tercih ediyordu. Avladığı bütün kızlar onunla sevişebilmek için can atan tiplerdi. Bir hastalık olarak gördüğü vampirliğini, gün geçtikçe bir armağan gibi görmeye başlamıştı. Sonsuz zevk ve kan.
    Yirmili yaşlarında daha mantıklı davranıyordu. Dikkatli avlanıp, göçebe yaşıyordu. İlk kez kendi türünden birine rastladığında on sekizine yeni basmıştı. Kendisinden biraz daha yaşlıca bir kadın onunla tanışmak için can atıyordu. Onun hikayesini dinledikten sonra tek soru sordu. Senelerce cevabını merak ediyordu.

    -Biz neyiz? Melek miyiz yoksa şeytan mı? Lanetli miyiz yoksa bu bize bir armağan mı?

    Kadının cevabı Blaise'in hayatını şekillendirmesinde yardımcı olmuştu.

    -Ne olmak istersek O'yuz. Kim olmak istersek. İyi ya da kötü. Hangi tarafta olacağın sana bağlı.





İşte sahibim Blaise Morrell'in hayatından kısa kesitler. Ben kim miyim? Lanetli dünyanın tek saflığı, insanlığın tek örneği ve belki de bir hiç. Ben Cyril Xyre. Roma ve Paris gibi büyük kentlerde güzel üniversitelerde okumuş, psikoloji öğrencisiyken hayatının aşkıyla tanışmış, sevgilisinin katiline ait olan bir hiç ...

Dünyada esrarengiz şeyler oluyor ve bunları sorgulamaya çalışanların da başına böyle talihsiz olaylar geliyor. Düğünümü yapmayı planladığım Roma'da, bir gece dolaşırken rastladım ona.

Eski bir bankanın duvarına yaslanmış, evlilik öncesi telaşı ile düşüncelere dalmışken, yanımda bitiverdi birden. Gecenin o vakti sadece baykuş sesleri vardı yağmura eşlik eden. Yağmur dediğime bakmayın, hafif çiseliyordu sadece. Ancak insanın içini karartmaya yetecek bir yoğunluğu vardı. Ben eski yapıtı incelemeye dalmıştım. Alçı kokusu aldığımı hatırlıyorum. Belki de bu yapının yerde ki kırık parçalarından geliyordu bu, bilmiyorum. Bir anda soluğunu ensemde hissediyorum. Birden bire beliriveriyor. Ben de şaşırıyorum tabi. Tam çığlık atacakken bir şey beni durduruyor. Bakışlarında bir şey farkediyorum. Tanıdık bir şey. İhtiyaç? Acı? Aslında daha karmaşık bir duygu bu. Yavaşça yaklaşıyor bana. Dudaklarının tadını almadan önce, soluğunu tadıyorum, tuzlu. Öpüşü yabancı birini taciz etmek amaçlı bir öpücük değil, sanki evlendiğim kişi ile öpüşüyorum hissi veriyor.

O gece onunla ilgili edinebildiğim tek bilgi harika öpüştüğüydü. Gerçekten çok tuhaf bir durumdu. Tanımadığınız biri tarafından sokağın ortasında öpülmek. Ertesi gün müstakbel kocamın kaybolduğunu öğrendim. Suçu annemlerin üzerine atmıştım. Çünkü ailem genç yaşta evliliğe kesinlikle karşıydı. Ancak bir hafta sonra cesedi bulundu. Tamamen kurutulmuş bir şekilde. Tek bir damla bile kanı yoktu. Blaise ile sonraki karşılaşmam 3-4 ay sonra oldu. Fransada yurt odasından bunalmıştım. Bu yüzden bütün katları dolaşıyordum. Çatı katında karşılaştım onunla. Gece ayı yerde buluşmamı istedi. Ve o gece onun hakkındaki gerçekleri öğrendim. Nişanlımı nasıl öldürdüğüne kadar, her şeyi öğrendim. Ama sorun şu ki, ona aşık olmuştum.

Ne klişe ama!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alexander Bedwyr Coeus

avatar

Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 23/04/10

MesajKonu: Geri: Cyril.   Paz Mayıs 02, 2010 7:22 pm

96

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cyril.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Secret World :: KARANLIK MAHZEN-
Buraya geçin: