The Secret World
The Secret World, bütün gizemiyle sizleri bekliyor.
Cadıların bütün sırları ortaya çıkacak! Hadi Durma Sen de Katıl Aramıza!



 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 George Kevin Lathorn

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
George Kevin Lathorn



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 26/04/10

MesajKonu: George Kevin Lathorn   Ptsi Nis. 26, 2010 8:06 pm

Ay;
her zamanki gibi Jamesle doğrudan ilişkikuran cürretkar ışık
küresi.asil karanlığın merhameti,aziz berraklığın sûkuneti, milyon
yılların örselediği kayaları yalıyordu adeta. Ardından parlak kurşunî
saçakları kırılmaya uruyor ve kendisine özgü salt bir şeffaflıkla
gülümseyen suya çarpıyordu. Bu soğuk havada toy bir çocuğun oyuncağına
kavuşması kadar masum bir heyecanla Uzun saçlarının arasından süzülen
sicim gibi boncuk tanelerine aldırmaksızın koşuyordu.Hogsmeade'in
kilometrelerce doğusunda kalan bu balta girmemiş orman, kadim zamandan
kalma yaratıkları barındırıyormuş hissiyatı veriyordu James'e.
Buruşuk suratlı adam sağlığının sınırlarını zorlayarak ecelin
kapılarını çalana dek koştu. Dişlerinin arasına sızmış olan kanı
temizlerken bir peçeteyi ağzına siper etti.Kısa süre sonra kendisi
kadar eski bir asa çıkardı yırtık cübbesinden ve
"Pop" sesi duyuldu
ormanda

Ormanı bakış açısının içine alan ıssız kayalıkların
üstündeki 2 katlı vernikelenmiş,tahtadan yapılmış evinin önünde durdu
soluk soluğa.Bu saçma merasim artık canını sıkmaya başlıyordu. Yavaşça
açık olan kapıyı ittirerek içeriye yönelmişti bile. Emektar şöminedeki
ateş tüm sıcaklığyla dört bir yanını sarmıştı evin. Buz kesici soğuğu
kıran sıcaklık fazlasıyla rahatlatıcı gelmişti ona.
"TOK" sesi çıkaran
postalını ayaklarını kullanarak çalışma masasına yöneltti.Maundan
yapılmış sandayeyi yavaşça kendine doğru çektikten sonra üzerine oturdu
ve Yıllardır incitmeden kullandığı Kuş tüyünü kavradı büyük bir
istekle..

Tüm ihtişamıyla yukarıya yükselen ateş, James'in
gözlerine yansıyor ve onu adeta initkam tanrısı yapıyordu. Oysaki
düşünceli bakışları her zamankinden biraz daha sevecendi. Yıllar önce
mutluluğu tattığı, mimiklerinden ve hasret dolu bakışlarından
bellioluyordu. Mutluluğu tatmak ve onu unutmak... Tam anlamıyla
düşüncelerini tasvir ediyordu bu cümle. Görmüş geçirmiş silüetindeki
asillik gölgesinden belli ediyordu kendisini...

Yıllara yenik
düşmüştü oda.Hiç Ölmeyecek gibi yaşamıştı hayatı. Dolu dolu, her anına
ayrı bir özen göstererek,gülümseyerek,Hergün hayatta kalmanın
mutluluğuya selamlamıştı Ölümü,En yakın aynı zamanda en uzak dostunu,
utangaç bir çocuk gibi kızaran güneşi,ilkbaharın açmaya yüz tutmuş
çiçeklerini,kızgın Köpekleri,hatta düşmanlarını bile selamlamıştı bazen.

Tütünü
özenle doldurulmuş kağıt rulosunu büyük bir şevkle almıştı ağzına. Tek
tutkusu bu kalmıştı. Belkide geçmişinin silinmeye yüz tutmuş son iziydi
Sigarası. Asasının ucuyla rulonun üst kısmını yaktıktan sonra kuş
tüyünü
eline almıştı. Beynindeki şeytanlar onu az önce terk etmişti. Kuş
tüyünü mürakkebe batırdıktan sonra,tekstir kağıdına çaldı. Duygularını
saf bir çocuğun kalbi kadar temiz,aptal bir insanın beyni kadar boş
olan kağıda şöyle yansıtıyordu:

"James,

"Duygularını
gizlemekte güçlük çeken toy bir çocuk gibisin evlat. Gençliğin verdiği
dinçlik ve ızdırapsız bir yirmebeş yılı geride bıraktın. Gezip
gördükçe,kaderin nezaretin oldukça,Saçlarına düşen yıldızlar
arttıkça,yüreğinin tuzla buz olan ayna gibi paramparça olduğunu veya kirlenip karardığını göreceksin.

Zaman,kuruyup
yok olanyapraklar gibi ufalanıp kaybolacak,suratındaki o tatlı
tebessümün anlamsızlaştığını göreceksin.Gözlerinin altı cehennem çukuru
gibi dipsiz ve karanlık görünecek insanlara. Doğayla kaderin sana
oynadığı bu oyunda kafanı kurcalayan şeytanlar yerine saf yüreğinin
sesini dinlersen hayata dünden biraz daha güzel bakacaksın.Ya da
kuruyacak bedenin.Kanın donacak ve tüylerin ürperecek.Geçmişine bir
avuç soytarılık,geleceğine ise sonsuz sûkunet olarak bakacaksın.

Gözlerin
görülmemesi gereken şeylere tanık olacak, zihnin bilinmemesi gereken
şeylerden haberdar olacak, biraz daha duygusuzlaşacaksın.

Tüm
bunlar olduğunda geçmişine geri dönmek isteyeceksin.Çabalayacaksın ama
boşa bir debelenmeden başka hiçbir sonuç alamayacaksın

Sevgili
James bunları yazarken seni kaygılandırmk istemedim.Yaşayacağın her bir
enstantane seni biraz daha güçlü kılar.Ölmez isen güçlenirsin

Ölümün soğuk ve keskin orağı şakaklarını delip ruhunu göğe çıkarmadan önce onunla dalga geç..hayatın tüm acısını çıkar ondan.

Sevgiler J."

Yazıyı
bitirdikten sonra bir zarfın içine koyarak baykuşa birşeyler fısıldadı
Ardından Şömineyi bir asa hareketiyle söndürdü ve Paltosunu alarak
dışarı çıktı..

Bir zamanlar düşüncelerine elbise olan
yüzükırışıklarla dolmuştu.Feri kaçmıştı gözlerinin.Beli bükülmüş
derisiincelmişti.Sevmiyordu bu aciziyeti.Zaaflarını insanlara
göstermeyi hiçbir zaman sevmemişti.Sokağın hemen Sonundaki vitrinin
önünde durmuştu şimdi.Büyük bir ayna vardı.Evet. gerçekten eski
ihtişamı kalmamıştı artık. Göklerde gezen omuzları sönmüş gözündeki
ateş kül olmuştu.Küçük bir cocuğun yanından ayırmadığı oyuncak ayısını
kaybetmişcesine catallaşmıs ses


Derin bir nefes alarak
yoluna devam etti.İnsanlar birar birer sönmüş omuzuna çarpıyor ve hiç
düşünmeden yoluna devam ediyordu.Nefesi havanın soğukluğundan olacak ki
buhar şeklinde çıkmıştı.İnsanlardan uzak bir yere gitmek
istiyordu.Yalnız başına kalmak.... Ölüm soğukluğu ve yıllara meydan
okurcasına hala ölmeyen demyx'in son bir duellosu olacaktı.Adımlarını
atabileceği en uzun şeklide atarken gözlerini kapamıştı.O an yeşil bir
ışığın suratına çarparak onu metrelerce havaya uçurmasını dilemişsede
gerçekleşmemişti.

Kısa bir yürüyüşten sonra gölün kenarına
gelmişti.Yeryüzünün tüm ayrıntıları beyaz karla kapanmıştı
sanki.Yaprakları dökülmüş ağacın dalları arasından dökülen kar;bankı
çok fazla etkilemiyordu.Oraya oturmaya karar verdi.Usulca paltosunu
toparlayarak çömelmişti.Ölmeliydi artık.Zamanı gelmişti..Yaşaması
gereken herşeyi yaşamıştı.Şimdi uyuyacaktı ve kar onunda üzerini
örtecekti .Zamandan kaçamayan ölümlüler gibi.Ayaklarını uzatarak usulca
gözlerini kapadı ve gülümsedi. Bir daha hiç uyanmamak,bir daha hiç
gülmemek üzere...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alexander Bedwyr Coeus

avatar

Mesaj Sayısı : 127
Kayıt tarihi : 23/04/10

MesajKonu: Geri: George Kevin Lathorn   Salı Nis. 27, 2010 6:38 pm

75
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
George Kevin Lathorn
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
The Secret World :: KARANLIK MAHZEN-
Buraya geçin: